MİLLİYETÇİ TÜRK PARTİSİNİN ZAFERİNİ KUTLAMA

 


Yüzyıllardan beri uluslararası emperyalizmin ezdiği büyük ve eski devletler arasında Çin ve Türkiye kadar acı çekeni olmamıştır. Türkiye Sorunu ve Çin sorunu, bir yerde Yakındoğu ve Uzakdoğu sorunu olarak da görülebilir. Bu iki bölge, bir yandan zalim ve gözü doymaz uluslararası emperyalizmin savaş ve soygun alanları haline gelmiştir; öte yandan insanlığın üçte birinden fazlasını oluşturan ezilen halkların en çok acı çektikleri ve en çok şehit verdikleri yerlerdir. 

1914'ten önce emperyalist büyük güçlerin Türkiye'ye verdiği zararlar Çin'dekine çok benziyordu. Askeri saldırılar, ülkenin paylaşılması, zorla tazminat alma, kamu maliyesinin denetimi, yargı ayrıcalığı, bölünmenin ve iç karışıklıkların kışkırtılması gibi... Ayrıca birçok yerde canavarlıklara ve emperyalizmin manevi ilahı Hristiyanlığın baskısına direnmek için ayaklanan Müslümanlara "vahşi ve yabancı düşmanı halklar" diye iftira eden bir hava yarattılar.

Bu şartlarda Türkiye, 1914'ten 1918'e kadar kanlı emperyalist Dünya Savaşının içine düştü. 

Savaş bittiğinde Türkiye, emperyalist İtilaf Devletleri tarafından parçalandı.

1920 Ağustos'unda İtilaf Devletleri, Türkiye'ye zalim Sevr Antlaşması'nı dayattılar. Bu antlaşmayla Türkiye topraklarının üçte ikisini ve nüfusunun yarısını kaybediyordu. 

Bu şartlarda dört yıllık bir kanlı savaş yaşayan ve dayanamayacak durumda bulunan halk kitleleri büyük bir direnişe girişti. Büyük bir devrimci ruhu olan büyük insan Kemal Paşa, milliyetçi partisini, yeni bir hükümet ve yeni bir milli ordu kurduğu Ankara'dan yönetti. 

Böyle bir bozgun, yıkım ve parçalanma koşullarında Mustafa Kemal'in milliyetçi partisi uluslararası emperyalizmi yenmek için hangi güce taktiğe dayanmış olabilirdi? Birincisi ezilen bir milletin halk kitlelerine dayandı. İkincisi, büyük eski siyasal partilerin emperyalist dostu dış politikasını değiştirdi. Bu siyaset kaplandan korunmak için kurda güvenme veya kurttan korunmak için kaplana sığınma biçimindeydi. Dünyanın bütün ezilen halklarının iyi dostu olan Sovyetler'le korku duymadan ve kararlı olarak antlaştı. 1917'de Sovyetler'in ortaya çıkışıyla dünyanın bütün ezilen halkları korkunç bir şeytandan (eski Çarlık Rusyası) kurtulmakla kalmadı, aynı zamanda özellikle güven veren koruyucu bir yıldıza kavuştu. Bunun sonucunda dünyanın ezilen halklarının kaderi değişti. 

Bu konuda Uzakdoğu'nun ezilen halkları ne düşünmeli? Özellikle uluslararası emperyalizmin görülmedik baskı ve düşmanlığı altında bulunan ve 30 yıldır bu güçlerle yalnız başına mücadele eden ve Türk milliyetçi partisiyle aynı koşullarda bulunan Guomindang(2) ne düşünmelidir? 

400 milyon ezilen kardeşim, bunu gördünüz mü? Bizim uluslararası emperyalizmin baskısını yaşayan Türk halkı onu çoktan yendi. Milliyetçi partisi onu görkemli bir zafere götürdü. Onlara hayranlık duyuyor ve büyük deneylerini örnek almak istiyoruz. Devrimci partimizi Sovyet Rusya'yla anlaşmaya ikna etmek ve Çin'deki uluslararası emperyalizmin baskısını yıkmak için ayağa kalkalım! 

Kör ve sağır olmak istemiyoruz. Bugün bütün Yakındoğu'da ezilen halklar gümbür gümbür ve coşkulu bir biçimde Türkiye'nin zaferini kutluyorlar.Biz uluslararası emperyalizmin ezdiği 400 milyonluk kardeşler olarak sıcak yakınlığımızı belirtmemiz ve şöyle söylememiz gerekir: 

Yaşasın ezilen Türk halkının zaferi! 
Yaşasın ezilen dünya halklarının Sovyet Rusya ile işbirliği!
Yaşasın ezilen dünya halklarının kurtuluşu!  

                                                                                                                             Cai Ho Shen
                                                                                                                             
                                                                                                                             27 Eylül 1922


* * * 
   

Yorumlar